ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Abdullah Tamamlar – Bu Bahri Nilgün

Abdullah Tamamlar Bu Bahri Nilgün İlahi Sözü

Bu bahr-i nil-gûn bin mevc her sâ’at ayañ eyler,
Ulû’l-ebsâra bir bir keşf-i esrâr-i nihân eyler.
Nişân-i kesret-i eşyâ dem-â-dem ehl-i taklîde,
Rümûz-i nükte-i tevhîd-i Hak hâtır-nişân eyler.

Beyân-i mâ-cerâ-yi mâ-selef hâl ehline bir bir,
Zebân-i hâl ilen keyfiyyet-i kudret beyân eyler.
Beyân-i mâ-cerâ-yi mâ-selef hâl ehline bir bir,
Zebân-i hâl ilen keyfiyyet-i kudret beyân eyler.

Tena’umda gurûr ü fakrda hırman şi’âr etme,
Ki hikmet bu iki hâlette halkı imtihân eyler.
Verir fakr içre şükr ehline kadr-i Mûsî-i İmrân,
Tena’um içre terk ehlin Süleymân-i zamân eyler.

Hoşâ ol kim bilip fakrin tena’um mülk-i dünyânın,
Yoğun eyler tasavvur var varın yok gümân eyler.
Ziyân ü sûdunu dehrin fenâ fehm eyleyen ârif,
Hayâtın sûd sevdâsıyla sarf etse ziyân eyler.

Yamanlık yahşılık keyfiyyetin ma’lûm eden âkil,
Yamanlık edene yahşılık etmezse yaman eyler.
Felek güyâ değil ehl-i firâset kim vefâ ehli,
Cefâsından anun peyveste feryâd ü figân eyler.

Ben andan isterim ta’zîm ü tekrîm ü tüvânâlık,
Beni gün günden ol zâr ü zâ’if ü nâ-tüvân eyler.
Tenimde za’fdan bir üstühan kalmış durur gerdûn,
Müdâm ol üstühânı gam hadengine nişân eyler.

Niçin kim hâk-dân-i âlem-i süflide adettir,
Kemân-dâr ok atan sa’at nişânın üstühân eyler.
İrişmez kimseden ahvâlime feyz-i nazar bes kim,
Beni za’f-i beden dâ’im nazarlardan nihân eyler.

Gönül vîrânesin ma’mûr kılmak kasdına çeşmim,
İzârım üstüne cedvel çekip sular revân eyler.
Bi-‘aynih öyle kim cedvel çekip su eyleyip câri,
Emir-i kâm-ran vîran yerler âb-dân eyler.

Ser-efrâz-i zamâne Mîr Veys-i ma’delet-pîşe,
Ki adli her zaman rûh-i Rusûl’i şâd-mân eyler.
Zihî sâlih ki dâ’im iktidâ-yi emr-i ma’rûfu,
İtâ’at ehlini âşib-i düzahdan rehân eyler.

Ana kılsın itâ’at buyruk ilen eylesin tâ’at,
Kıyâmet vakti her kim meyl-i gül-zâr-i cinân eyler.
Verir Kur’an yerine sıhhat-i tâ’at eger zâhid,
Namâz içre du’â-yi devletin vird-i zebân eyler.

Eger ta’lim verse sûret-i divâra kirmânı,
Kılıp kâmil kamu ma’nide anı nükte-dân eyler.
Eyâ pâkize-ahlâk u felek-kadr ü melek-siret,
Ki her nâ-kâma yetse iltifâtın kâm-rân eyler.

Bahâr eyyâmına ger feyz-i ahlâkın eser kılsa,
Hevâsını kılar can-bahş ebrin dür-fâşan eyler.
Hazan faslını ger tab’-i lâtifin terbiyet kılsa,
Döker altın varaklar adını berg-i hazân eyler.

Kemâl-i himmetin çün mülk ta’mirinedir sâ’i,
Kamu sahrâları elbette bâğ u bû-sitân eyler.
Bu günden sonra sahrâlar olur merdüm-nişîn yâ Rab,
Eger vahşî gelip râm olmasa handa mekân eyler.

Verir ta’mir-i mülkü bayıra bârân-i ihsânın,
Nicük kim âb-i Hızr emvâtı hayy ü câvidân eyler.
Bu günden sonra kalmaz hiç vîran mülk hayrânım,
Ki cağd âbâd yerden kaçsa handa âşyân eyler.

Sana tâ’at yeter ancak bu kim dâ’im havâdisden,
Halâyık hıfzını mahrûse-i emn ü emân eyler.
Hudâvendâ sana mensûbdur ahkâm-i şer’iyye,
Niçin gerdun bana devrinde cevr-i bî-kerân eyler.

Ne hayf ettim ana kim döne döne hayf alır benden,
Nesin öldürmüşüm kim lâhza lâhza kasd-i cân eyler.
Günehsiz bağrımı kan eyledi câ’iz midir böyle,
Rızâ-yi Hakk için bir sor ki nâ-hâk nice kan eyler.

Fuzûlî’den götürme sâye-i eltâf ü ihsânın,
Kemâl-i adlini zikr ile meşhûr-i cihân eyler,
Ümîdim var kim tâ as-mandır devr ilen dâ’ir,
Senin râyınca olsun devrler kim âs-man eyler.