ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Abdullah Tamamlar – Acep Ne Gırre Olupsun

Abdullah Tamamlar Acep Ne Gırre Olupsun İlahi Sözü

Aceb ne gırre olupsun cihâna Ümmî Kemâl,
Sakın ki değme kemâlin olur sonunda zevâl.
Serâba susama yil koma nârı nûr sanma,
Turâb ola sonu yâd eyle yanlış itme hayâl.

Bu bî-vefâ vü fenâ dünyeden vefâ ummak,
Zihî hamâkat u gaflet zihî hayâl-i muhâl.
Ne geldiğine sevin ü ne gitdiğine yirin,
Bu hîç nesne içün hatırında tutma melâl.

Tenâ’umu ko ki nefse yiter kuru kursa,
Harîr ü kemhâ niçündür kifâyet eylese şâl.
Sen ey harâmî harâmı ne yirmeyüp yirsin,
Ki ulular yimedi buldularsa dahi helâl.

Çıkar fahr donunu key fakr donun geygil,
Gelüp ölüm döşeğinde çıkarmadan gassâl.
Şu Şâh-ı Bâkî’ye kul ol kim olmaya ma’zûl,
Şu mâh-ı bedri gözet ki yok ana naks u zevâl.

Kanâ’ati sana dâim san’at idinegör,
Diler isen ki bulasın bekâ hazîne-i mâl.
Cihâd-ı ekbere kasdın var ise ey dervîş,
Hemîşe nefsin ile kılıgör gazâ vü kıtâl.

Aceb adûların içün ne çok dürüşürsün,
Çü sana dost değildir bu mâl u ehl-i ayâl.
Özün sinekden alu yazuğun cebelden ulu,
Yiter götür kaderinden ağır yükü ey hamâl.

Çü kendü nefsin itinden zebûn u âcizsin,
Ṭap eyle da’vâyı Afrâsiyâb u Rüstem-i Zâl.
Dükeli fi’lini her kavline muvâfık kıl,
Nifâk olur eğer olmazsa kâl ile hoş-hâl.

Eger bilün vâr ise imdi kıyl u kâli unut,
Niçe niçe bu kuru kıyl u kâl u bahs u cidâl.
Niçe niçe bu gurûr u sürûr u fısk u fücûr,
Ya niçe ‘afv ola sehv ü hatâ vü cürm ü vebâl.

Niçe niçe hased ü hırs u kedd ü buhl u tama,
Ya niçe bir garaz u kibr ü cevr ü zulm ü dalâl.
Niçe niçe bu nifâk u riyâ vü sum’a vü zerk,
Ya niçe setr olısar gadr u mekr ü fitne vü âl.

Elin bir eyü ‘amel kılmadın Hakk’a lâyık,
Dilin satar anı bâzâr içinde çün dellâl.
Sen ey gönül diler isen ki bulasın bir hâl,
Bu nakş-ı sûrete kalma vü gözleme kıyl kâl.

Ne yol varabilesin çün muhabbet-i dünyâ,
Ayağ u boynuna olmuş selâsil-i ağlâl.
Ḳısaldığınca bu ‘ömrün uzandı tûl-i emel,
Karardı gönlüñ ü bütün ağardı saç u sakal.

Basıldı nefsine cânın tenini semirtdin,
Tükendi kalmadı hayrın çoğaldı sû-i hısâl.
Çü rızk u ‘ömr ü nefes tükene dahi artmaz,
Ḳaçan ki irişe virmez ecel kişiye mecâl.

Niçe cevâb idisersin hisâbın it irden,
Sininde her nefesinden kılarlar ise suâl.
Ger âhir uçmağa uçmağa varışa hevesin,
Salât u savmı dün ü gün idinegör per ü bâl.

Bize bu havf u hatarlar yirinde ne gülmek,
Çü bilmeziz ki son ucu neye irer ahvâl.
Ola bu dünyede balsız belâ vü arı delim,
Velâkin olmaya hîç arısız belâsız bal.

Çamurlu göller içinde bulunmaz ey bahrî,
Cevâhir ister isen gel ulu denizlere dal.
Yüzüm şol ‘âşık u sâdıkların ayağı tozu,
Ki yoldan ıramaz anları hubb-ı hüsn ü cemâl.

Bu nakşı sevme o nakkâşı bulmak ister isen,
Gözetme ağ u kara gök saru yeşil kızıl al.
Egerçi Sâni’i sun’ ile bildi bilenler,
Velâkin sâliki eğler ta’aşşuk u leb ü hâl.

Şuna ki lutf-ı cemâlî tûş oldu kıldı azîz,
Zelîl kıldı kime kim yetişdi kahr-ı celâl.
Niçelerin kılar ol lutfu dâl boyun elif,
Niçelerin kılar ol kahrı elif boyun dâl.

Geçirmedin dahi bir sâ’atini tâ’at ile,
Ki geçdi bunca şeb ü rûz u hafta vü meh ü sâl.
Meğer gurâb u kilâb ola tâlib-i murdâr,
Ne hâcet ehl-i temîz âdemîye cîfe vü yâl.

Gice seher kıluban hayr ile seherde mürîd,
Murâdı yüzüne bakmak zihî mübârek-fâl.
Velî bayağı velî kaht-ı i’tikâd oldu,
Sen i’itikâd ile gel dime oldu kaht-ı ricâl.

Tohum biter mi katı taş u şûr yirlerde,
Yâhud sınuk kap içinde durur mu âb-ı zülâl.
İki cihân hevesinden kesilgil Ümmî Kemâl,
Diler isen ki bulasın o yire kurb u visâl.

Bu ḳamu âşık u ma’şûk aşkına müştâk,
Zihî letâfet-i hüsn-i cemâle Celle Celâl.
Mefâ’ilün fe’ilâtün mafâ’ilün fe’ilât,
Her işde fâ’il-i muhtâr Hakk’dır ol Fa”âl.