ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Abdullah Tamamlar – Çıktı Yaşıl Perdeden Arz Eyledi

Abdullah Tamamlar Çıktı Yaşıl Perdeden Arz Eyledi İlahi Sözü

Çıktı yaşıl perdeden arz eyledi ruhsâr gül,
Sildi mir’ât-i zamîr-i pâkden jengâr gül,
Gâm tut sâkî ki gül-bünler gül izhâr ettiler,
Sen dahi bir gülbün-i ra’nâsın et izhâr gül.

Geldi ol dem kim ola izhâri hikmet kılmağa,
İnşirâh-i sadr ile sadr-i saf-i ezhâr gül.
Geldi ol dem kim ola izhâri hikmet kılmağa,
İnşirâh-i sadr ile sadr-i saf-i ezhâr gül.

Yetti ol mevsim ki açamağa gönüller mülkünü,
Ola gül-şende reyâhin hayline ser-dâr gül,
Âdem isen bağ seyrin eyle bu mevsimde kim,
Bağı reng ü bûy ile kıldı behişt-âsâr gül.

Çâr-sû-yi bağ seyrânı bu gün mergûbdur,
Kim şikûfe anda sarrâf oldu vü’attâr gül,
Çıkmış iken bezm-i gül-şenden yine avdet edip,
Câm-i mey sundurdu ehl-i tevbeye tekrâr gül.

Habsden Yusuf çıkıp Sultân-i Mısr olmuş kimi,
Oldu açıp goncesin arâyiş-i gül-zâr gül,
San Züleyhâ halvetidir gonce-i der-beste kim,
Çıktı andan dâmen-i çâkiyle Yusuf vâr gül.

Çâk olup bulmuş safâ bâd-i seherden sanasın,
Bâddır Cibrîl kalb-i Ahmed-i Muhtâr gül.
Şeb-nem-i gül-zâr-i ruhsâr-i Resülû’llah’dır,
Neşr-i ıtriyle kılar her dem anı iş’âr gül.

Dürr-i şeb-nem saçtı rengîn berglerden her taraf,
Lâ’l-i handân etti hublar kimi gevher-bâr gül,
Sûret-i hâline hayrân eyledi ârifleri,
Açtı irfân ehline gencine-i esrâr gül.

Sebze üzre gezdirir bâd-i sabâ gül bergini,
Sanki sebze âs-mândır kevkeb-i seyyâr gül,
Kıldı pinhan goncenin lû’b ile gözden hokkasın,
Bulmak olmaz hiç reng ile zihî ayâr gül.

Yüz çevirmiş hârdan ayrılmak ister bî-sebep,
Mün’am-i nâkes kimi aslından eyler’ âr gül,
Hâr-i gayret n’ola ger sancılsa gül-bün bağrına,
Ayrılıp andan olur hem-sohbet-i ağyar gül.

Yeridir odlara yansa hasret ile hâr kim,
Andan alır zib ü zînet gayre olur yâr gül,
Bî-vefâlık âdetin tutmuş anun’çündür bu kim,
Ömrden olmaz cihan bağında berhordâr gül.

Hansı bülbül kanı tutmuş bilmezem kim muttasıl,
Geh esîr-i hâr olur geh mübtelâ-yi nâr gül,
Seyr-i bağ ettim seher gördüm açıp mecmü’asın,
Hıfz edip bu matla’ı eylerdi istihzâr gül.

Âşık olmuş hüsnüne ey serv-i hoş-reftâr gül,
Çâk çâk etmiş senin çün sîne-i efgâr gül,
Gül ne nisbettir sana senden ana yüz fark var,
Sen büt-i perde-nişinsin şâhed-i bâzâr gül.

Öyle pinhân eylemiş göğsünde sırr-i aşkını,
Kim ayağından asarlar eylemez izhâr gül,
Tutiyâ-yi çeşm için her subh-dem yollar tutup,
Hâk-i der-gâhın sabâdan eyler istifsâr gül.

Seyr-i gül-zâr ettiğin peyk-i sabâdan fehm edip,
Genc-i zer kılmış müheyyâ kılmağa îsâr gül,
Berg-i güller sanma rengîn hiştler cem’ eylemiş,
Çekmeğe ol genc-i zer hıfzına bir dîvar gül.

Tâ serîr-i sebzeyi depretmeye tahrîk-i bâd,
Sâyesinden urdu her dürcüne bir mismâr gül,
Her seher gül-zâr levhine çeker yüz dâ’ire,
Gâlibâ minkâr-i bülbülden alır pergâr gül.

Ayş için gül-şen şeb-istânın münevver kılımağa,
Her ağaçta astı bir kandil-i pür envâr gül,
Bunca kandili fürûzan eyledi ammâ ne sûd,
Dûd-i dilden kıldı bülbül rüzgârın târ gül.

Dâr-i dünyâyı fezâ-yi cennete dönderdi lîk,
Gonce kimi bülbüle dünyâyı kıldı dâr gül.
Bir zebân-i haldir her yaprağı fehm etseler,
Perde-dâr-ihâk olanlardan verir ahbâr gül.

Bülbülün zâr ettiği feryâdlar te’siridir,
Bî-sebeb hâb-i ademden olmamış bîdâr gül.
Bağ-ban Sultân-i âdil devridir tenbîh kıl,
Urmasın gül-zâre âteş zulm edip zinhâr gül.

Cevr eliyle gonce veş pîrâhenin çâk etmesin,
Cünbiş-i nâ mu’tedilden kılsın istiğfar gül,
Yoksa nâ-geh sûret-i hâli olur Sultân’a arz,
Kahra uğrar muktezâ-yi vaz-i nâ-hemvâr gül.

Ol gül-i bağ-i hilâfet kim bahâr-i devleti,
Âlem-efrûz olalı göremez cefâ-yi hâr gül,
Oldu devrinde hevâ mahbûs-i zindân-i habâb,
Gâlibâ görmüş hevâdan şemme-i âzâr gül.

Berg-i gül gezdirmez oldu mahmil-i bâd-i sabâ,
Haddi yok kim çektire bâd-i sabâya bâr gül.
Sarsar-i kahr-i cihân susuzdan âgah olalı,
Açmaz oldu bû-sitân-i fitne-i eşrâr gül.

Halvet-i lûtfunadır nûr-ı dil-i mü’min çerâğ,
Gülşen-i kahrınadır dâğ-ı dil-i küffâr gül.
Şâh-i din Sultân Süleymân-i sa’âdet-mend kim,
Kesb eder hulk-i huşundan nüzhet-i etvâr gül.

Başa salmış mihrini rûz-i ezelden çerh-i pîr,
Öyle kim gül-ruhlar eyler zînet-i destâr gül.
Zevk bâzârında bulmazdı bu reng ile revâc,
Etmeseydi nakş-i mührün sikke-i dînâr gül.

Olmak için mutrib-i bezmi tutup bir dâ’ire,
Öğrenir her subh bülbülden fen-i edvâr gül.
Matbah-i cûduna kim dûduna sünbüldür gulâm,
Hâr-keşlik san’atın tutmuş değil bî-kâr gül.

Kurtulur feth ettiği kişver belâ-yi fitneden,
Kim açıldıkça dikenden ayrılır nâ-çâr gül.
Şerh edip sûsenlere evsâf-i hulkun gezdirir,
Gonceden her subh açıp gül-şende bir tûmâr gül.

Katre-i şeb-nem midir yâ el açıp sâ’-il kimi,
Hâzin-i lûtfundan almış lü’lü’-i şeh-vâr gül.
Koymayıp devrinde vîrân kâr-gâh-i gül-bünü,
Bir ayağ üzre durup olmuş ona mi’mâr gül.

Adli eyyâmında şeb-neb sanmanuz kim bülbülün,
Akçasın koynunda hıfz etmiş olup gam-hâr gül.
Dâmen-i pâkiyle ol behçet-fezâyi mülkdür,
Ger cihan bâğında cennet güllerinden var gül.

Vaz’-i âlemden felek maksûdu oldur kim olur,
Beslemekten hârı manzûr-i ulû’l-ebsâr gül,
Ferine vermez halel hâr ile kılmak iltifât,
Zîb ü zînet verdiğiyçin hâre olmaz hâr gül.

Meyve ol Sultân-i adildir nihâl-i devlete,
Sâbıka gelmiş selâtin-i felek-mikdâr gül,
N’ola ger sâbıklar olduysa fenâ oldur garaz,
Meyve gösterdükde dökmek resmdir eşcâr gül.

Kıl Fuzûli medhin ol Şâh’ın ki bâğ-i medhinin,
Bülbülü olurdu bulsa kuvvet-i güftâr gül,
Gerçi yoktur i’tibarın medhin et izhâr kim,
Âdet-i devr-i zamândır hâre olmak yâr gül.

Var ümîdim nice kim resm-i medâr-i dehrdir,
Yılda bir kez âlemearz eylemek dîdar gül,
Feth bâğından ana her dem hilâf-i bâğ-i dehr,
Tâze tâze aça lûtf-i Îzid-i Cebbâr gül.