ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Abdullah Tamamlar – Bihamdillah Vel Minne

Abdullah Tamamlar Bihamdillah Vel Minne İlahi Sözü

Bi-hamdi’illâh ve’l-minne ki tevfikât-i rabbâni,
Yeterdi menzil-i maksûda İbrahim Sultân’ı.
Tarîk-i Kerbelâ râh-i Necef bir reh-ber isterdi,
Bu yolda gördü Hak Hızır olmağa Sultân-ı erzâni.

Velâyet dürlerinin ma’denidir Evliyâ Burcu,
Emin-i Hak görüp Sultân’a tapşırdı felek anı.
Velâyet dürlerinin ma’denidir Evliyâ Burcu,
Emin-i Hak görüp Sultân’a tapşırdı felek anı.

Eyâ Sultân-i âli-himmet ü ser-dâr-i âdil-dil,
Ki sensin gevher-i insâf ü dürr-i ma’delet kânı
Müşerref eyledi zât-ı şerifin mülk-i Bağdad’ı,
İmâret kıldı re’y-i genc-bahşın hâk-i virânı.

Safâ taptı vüsûl-i makdeminden yenle can bağı,
Esâs aldı binâ-yi himmedinden adl eyvâhı.
Kadem bastın diyâr-i eşref-i Bağdâd’a sen yer yer,
Mazârat ü buka’ü’l-hayr senden oldu nûrâni.

Ziyâretler ki kıldın âsitanlar kim tavâf ettin,
Kabûl olsun ki taptın her birinden feyz-i rûhani.
Makâm-i Kanber ü evlâd-i Fazl ü ba’z-i Ehl-i Beyt,
Tavâf ettin civan-merdane kıldın çok zer-efşâni.

Ziyâ-yi rif’atinden sâye buldu seyr vaktinde,
Gehi Behlûl-i Divâne gehi Mansûr-i Hâkâni.
Hemşire hasmını Şâh-i Velâyet taşa dönersin,
Nice kim gördün etmiş mu’ciz ilen taş arslanı.

Makâm-i mıntâka tavfın kılıp oldun kemer-beste,
Öpüp avn ü mu’in der-gâhın ettin tâze imânı.
Cevâd ü Kâzım’ın Attâr-i Bağdâd olduğun bildin,
Yüz urdun taptın ol attârdan her derde dermânı.

Takiyy ü Askeriyy ü Mehdi’ye Ensâr gönderdin,
Ki âlâyişli kafir leşkerinden saklaya anı.
Fırât-i pâk tek Bâbil diyârına kadem basdın,
Burûc-i zühresinde oldu ol Hârût zindânı.

Misâl-i meşhed-i Şems ü mezâr-i Cümcüme yer yer,
Temâşâsiyle gördün mu’cizât-i Şâh-i Merdân’ı.
Ukayl ibn-i Ebi Tâlib’den istimdâd edip himmet,
Tarık-i Kerbelâ’ya başladın akrân ü a’yânı.

Çü deşt-i Kerbelâ’ya leşker-i İslam-ı cem’ettin,
Yakın oldu ki Şâh-i Kerbelâ’nın isrenir kanı.
Edâ-yi tâ’at ü arz-i niyâz ettin bi-hamdi’llâh,
Ki makbûl oldu Beytu’llah’a İbrâhim kutbânı.

Yeyirdin niyyet-i pâk ile bir bir cedd ü âbâya,
Selâm-i ravza-i pâkize-i Şâh-i Horâsan’ı.
Bu gün ser-menzil-i maksûda yettin râh-i vahdette,
Refık oldu sana tevfik tapdın vasl-i cânânı.

Ne cânan cân-i mutlak belki candan efdal ü eşref,
Ki der-gâhında eyler can nisâri insi vü câni.
Hudâ’nın innema kavlinde halk içre veli’ahdı,
Resûl’un lahmike lahmi ser-i hânında mihmânı.

Gehî muhtâca vermiş Kanber’i tuğyân edip lûtfu,
Gehî arslandan almış muztarip halinde Selmân’-i.
Gehî vermiş Resûl’e arşda arslan ile mührün,
Gehî arz etmiş elde hâtem-i hükm-i Süleymân’ı.

Tufeyl-i gevher-i zât-i şerîfi âdem ü âlem,
Fedâ-yi cevher-i cism-i lâtîfi bahri vü kânı.
Emirü’l-mü’minin Hayder Aliyy İbn-i Ebi Tâlib,
Ki Cibril-iEmîn’dir halveti vahdette der-bânı.

Nedir dünyâ vü ukbâ bî-rızâ-yi Murtazâ bi’llâh,
Ne ol bâki gerek sıdk ehline mutlak ne bu fâni.
Müdâm ol kim bu der-gâhın kamu sâdat ü huddâmın,
Ser-â-ser cem’-i hâtır kıldın ol cem’-i perîşânı.

Men-i gâfilden âgâh olki bir kem-ter senâ-hanım,
Gerek sen tek ser-efrâzın benim tek bir senâ hanı.
Fuzûlî bu harem içre şeb ü rûz ü geh ü bî-geh,
Du’â-yi hayr kıl Sultân’a terk et seyr-i bu-stânı.

İlâhi tâ binâ-yi dehr bâkîdir muhalled kıl,
Bu Sultân-i cevân-bahtı bu ser-dâr-i cihân-bânı,
Ne evrâd ü du’â kim kıldı Sultan âsitanlarda,
Kabûl olsun budur dil-şâd eden yüz bin müselmânı.