ilahi sözünü paylaş

Arkadaşların arasında bunu ilk beğenen sen ol!

Abdullah Tamamlar – Akl Tavusu Açdı

Abdullah Tamamlar Akl Tavusu Açdı İlahi Sözü

Akl tâvûsu açdı girü perr ü bâl,
Tâ ki cevlân ile göstere cemâl.
Akl tâvûsu açdı girü perr ü bâl,
Tâ ki cevlân ile göstere cemâl.

Fikr sahrâsı içine girdi hoş,
Cân semenzârında cevlân kıldı uş.
Urdu ma’nâ perrini birbirine,
Tâ ki nakş u reng-i fikret görüne.

Daldı dil bahrine hem gavvâs-vâr,
Buldu anda nice dürr-i şâhvâr.
Aldı aşk bâzârına geldi anı,
Ana âşık müşteri gelsin kanı.

İmdi ol dür dürclerini açalım,
Size mi’râc dürlerinden saçalım.
Cân kulağın ger tutar isen bana,
Mustafâ mi’râcını aydam sana.

İşit imdi Mustafâ mi’râcını,
Nice urundu se’âdet tâcını.
Göklere hem nice seyrân kıldı ol,
Hak Te’âlâ Hazretine buldu yol.

Hem ana Allah nice lutf eyledi,
Ya nice rahmet honuyla toyladı.
Ol se’âdetler kim anda buldu ol,
Dünyâda hiçbir kişi bulmuş değil.

Anda ol gördüğün âdem görmedi,
Kimse hem ol irdiğine ermedi.
Görüp işidüp dediğinden ey cân,
Bazısın uş size kılalım beyân.

Bir gece isneyn gecesinde Resûl,
Ümmühânî evine kıldı nüzûl.
Anda iken nâgehân ol yüzü ak,
Cebrâil cennetden irgürdü Burak.

Dur berü gel yâ Muhammed tiz dedi,
Kim seni Hak Hazretine ündedi.
Durdu fi’l hâl Mustafâ-yı mâh-rû,
Cebrâil katına vardı ilerû.

Cebrâil tutdu Burak’ı bindi ana,
Hoş yöneldi yürüdü Hak’dan yana.
Aldı gitdi Mustafâ’yı Cebrâil,
Önüne düşdü ana oldu delîl.

Yolda çok türlü acâib gördü hem,
Geldi Kuds’e erdi vü urdu kadem.
Enbiyâ ervâhı hâzır geldiler,
Mustafâ’ya cümle izzet kıldılar.

Enbiyâ ervâhına erdi nidâ,
Kim kılalar Mustafâ’ya iktidâ.
Anda Ahmed bunlara oldu imâm,
Enbiyâ rûhu ana uydu tamâm.

İki rek’at kıldı Aksâ’da namâz,
Öyle emretmişdi ol bî-niyâz.
Çün namâzı kılıben döndü Resûl,
Geldi Sahrâ taşına kıldı duhûl.

Gördüler nûrdan urulmuş nerdübân,
Bil oradan oldular göğe revân.
Erdi evvelki göğe bunlar tamâm,
Kapı açıldı vü girdi ol hümâm.

Ol gök ehli cümle karşu geldiler,
Mustafâ’ya türlü ikrâm kıldılar.
Merhaben bik yâ Muhammed dediler,
Ey şefâ’at ıssı Ahmed dediler.

Her göğe kim erdi ol hayrü’l enâm,
Ol gök ehli kıldılar izzet tamâm.
Her biri kutluladı mi’râcını,
Dedi urundun se’âdet tâcını.

Her ne denlü kim melekler vâr idi,
Kutlu olsun bu kerâmetler dedi.
Bu kerâmetler ki Hak verdi sana,
Vermedi hiç kimseye önden sona.

Gördü gök ehli ibâdetde kamu,
Her biri bir türlü tâ’atde amû.
Kim kıyâm içre kimi kılmış rükû,
Kimi Hakk’a secde kılmış bi’l huşû.

Kim tahiyyâta oturmuşdu müdâm,
Ol idi tâ’atları her subh u şâm.
Kimi takdîs ü kimi temcîd okur,
Kimi tehlîl ü kimi tahmîd okur.

Kimisini aşk-ı Hak almış durur,
Vâlih ü hayrân u mest kalmış durur.
Her birinin yetdiğince tâkatı,
Haşr olunca uş bulardır tâ’atı.

Anların tâ’atların ol bî-niyâz,
Cem edüben adını urdu namâz.
Mustafâ’ya verdi dedi ol Ganî,
Ümmetine armağan ilet bunu.

Her kaçan kim bu namâzı kılalar,
Cümle gök ehli sevâbın bulalar.
Gör Resûl’e Hak ne ikrâm eyledi,
Ümmetine böyle in’âm eyledi.

Her göğe kim vardıysa ol bahtiyâr,
Ümmetin dile dediler zînhâr.
Her ne hâcet dilesen makbûldür,
Cümle maksûdun senin mahsûldür.

Göklerin kangısına girdiyse ol,
Her birinde çok acâib gördü ol.
Arş u Kürsî’yi görüben ol hoca,
Geçdi yetmiş bin hicâbı ol gece.

Bunların içre dahî her ne ki var,
Anda gördü bunda dedi âşikâr.
Çünkü kamusun gördü geçdi öte,
Vardı erişdi ol ulu Hazret’e.

Hak te’âlâ Hazretine erdi ol,
Hak ne kim gösterdi ise gördü ol.
Bî-hurûf u lafz u savt ol pâdişâh,
Mustafâ’ya söyledi bî-iştibâh.

Hakk’ı gördü Mustafâ bî-keyf ü kem,
Hak durur bu sözleri ben kim direm.
Anda ol erdiğine hiç akl u fehm,
Ermedi ermeyiserdir cümle vehm.

Hak’dan her maksûdunu buldu tamâm,
Menziline döndü girü ol hümâm.
Ol gece ne devlete erdiğini,
Ne işidüp yâ neler gördüğünü.

Her ne vâki’ oldu ise serteser,
Cümlesin ashâbına verdi haber.
Bunlar işitdi vü buldu hoş ferah,
Hem safâlar artdı eksildi terah.

Hakk’a çok şükr ü Habîb’ine selâm,
Kasr edüp mi’râcı uş kıldık tamâm.
Çünki mi’râcını kıldık ihtisâr,
Bazı evsâfın dahî işit ey yâr.

Haşre dek ger denilirse bu kelâm,
Nice haşr ola bu olmaya tamâm.
Ger dilersiz bulasız oddan necât,
Aşk ile derd ile aydun es-salât.