Abdullah Tamamlar – Ab Levhi Üzre Çekmiş
Abdullah Tamamlar Ab Levhi Üzre Çekmiş İlahi Sözü
Âb levhi üzre çekmiş mevcden misler sabâ,
Sebzeden naki etmeğe vasf-i hat.-i dil-ber sabâ,
Almak için kiymetiyle sebzeden şeb-nem dürün,
Yâseminden sîm dökmüş yâ semenden zer sabâ.
Ağzın esrârın diler fâş ede açıp gonceni,
Gör ne reng ile kılar izhâr-i her muzmer sabâ,
Encümenler seyr edip nesrin beyâzın gezdirir,
Hüsn-i hulkunda dürüst etmek diler mahzer sabâ.
İnfi’âl etmiş meğer sür’atte rahşından senin,
Kim gezer mahfî görünmez kimseye micher sabâ,
Aktarıp bulmak diler vasf-i ruhun kim muttasıl,
Nusha-i gül-berg evrâkın kılar ezber sabâ.
Âb-gun tîğınca olmaz bunca kim dâ’im verir,
Tîğ-i âb-i cuy-bâre mevcden cevher sabâ,
Ayağın toprağını yerden alır ta’zîm ile,
Galiba düzmek diler basına bir efser sabâ.
İşitiptir galiba kaddinle şem’in bahsini,
Her kaçan gördüyse eyler şem’e kasd-i ser sabâ,
Âsitanında mukîm olmağa bulsaydı kabul,
Hak bilir olmazdı ser-gerdân-i bahr ü ber sabâ.
Âs-mâne kadr ile çıksa ne hasıl çün değil,
Ana kabil kim ola tapında hâk-i der sabâ,
Ateş-i bî-dâde köymüştur oluptur dâd-hâh,
Gördüğü yerde saçar başına hâkister sabâ.
Âb-i deryâ üzre geh İlyâs veş seyrân eder,
Gah eyler mesken İbrâhim tek âzer sabâ,
Oddan âfet görmez ü sudan zarar gûyâ kılar,
Kanda olsa’iktida-yi şer’-i Peygam-ber sabâ.
Ahmed-i Mürsel ki ferman-ber Süleyman’dır ana,
Öyle kim gördü Süleyman oldu ferman-ber sabâ,
Ey gül-i bâğ-i rüsül bir taze gül-şendir kapın,
Kim dem-i Cibril’e ol gül-şende ta’n eyler sabâ.
İsteyip bulmaz kapın feyz almak için muttasıl,
Hansı gül-şen seyrine girse çıkar muzter sabâ,
İletir hâk-i derini zerre zerre gül-şene,
Kılmak için tûtiyâ-yi dîde-i ahber sabâ.
Âteş-i bî-dâd ile âlem yanar ger kılmasa,
Adlini şâyi gezip her dem yedi kişver sabâ,
Olduğuyçün zerre tek pinhan girer gül-şenlere,
Bî-sebep raht-i gül ü nesrine gâret-ger sabâ.
Öz günâhına şefâ’at isteyip feryâd edip,
Çizginir hâk-İ mezarın üzre tâ mahşer sabâ,
Etmezem terk-i temennâ-yi tavâfın çıksa can,
Hâk hem olsam gubârımı sana ilter sabâ.
Açmış ümmîd-i reh-i vasim dil-i pür hûnumu,
Öyle kim fasl-i bahar açar gül-i ahmer sabâ,
Ola na’tinde Fuzûlî’nin kelâmı dil-pezîr,
Öyle kim gülden bulur enfâs-i can-perver sabâ.
Öyle inceldim za’if oldum ki hâk-i kuyuna,
Kabilim hâşâk tek olsa bana reh-ber sabâ,
İltimasını bahttan oldur ki hükmün âleme,
Ola câri tâ çemen mülkündedir ser-ver sabâ.